
Kritik düzeyde tehlike altında (CR) olan Salda dişlisazancığının dünyadaki tek yaşam alanı olan Salda Gölü’nün bütüncül olarak korunmasını savunuyoruz. Bu kapsamda gölü ve kapalı havzasını tehdit eden baraj, taş ocağı, kirlilik, yapılaşma, turizm ve yoğun ziyaretçi baskısını kamuoyuna taşıyor; koruma çalışmalarının göl kıyısıyla sınırlı kalmadan havzanın doğal sınırlarını kapsaması gerektiğini vurguluyoruz.
Salda dişlisazancığı (Anatolichthys saldae; önceki bilimsel adıyla Aphanius saldae), dünyada Salda Gölü dışında başka hiçbir yerde yaşamayan, dar yayılışlı ve nesli küresel ölçekte tehlike altındaki bir iç su balığı. Türün bütün nüfusu tek bir göle bağlı olduğu için Salda Gölü’nde yaşanacak herhangi bir ekolojik bozulma, Salda dişlisazancığının dünya üzerinden tamamen yok olmasına neden olabilir.
Salda Gölü, doğal sınırlarını çevresindeki dağların oluşturduğu bir kapalı havza gölü. Bu yapısı göle yüksek biyolojik çeşitlilik, nadirlik ve benzersizlik kazandırıyor. Gölün tabanı ve kıyıları, kökenleri yaklaşık 3,7 milyar yıl öncesine dayanan mikroorganizmaların oluşturduğu beyaz kaya oluşumlarla (hidromanyezit stromatolitlerle) kaplı. Salda’nın kıyıları birçok endemik ve nesli tehlike altındaki bitkiye, göl ise çeşitli ördek türlerine üreme ve beslenme alanı sunuyor. Salda dişlisazancığı da bu eşsiz yaşam ağının en hassas varlıklarından biri.
Çalışmalarımız
Salda Gölü’nün Önemli Doğa Alanı değerlerini ve Salda dişlisazancığının karşı karşıya kaldığı tehditleri araştırma, bilgilendirme ve savunuculuk çalışmalarımızla kamuoyuna aktardık. 2017 Dünya Sulak Alanlar Günü’nde yayımladığımız çalışmada, Anadolu’daki iç su balıklarının yok oluş riskine dikkat çektik. Salda dişlisazancığının yaşam alanını etkileyebilecek, hatta ortadan kaldırabilecek iki baraj projesinin bulunduğunu duyurduk. İç su balıklarının korunması için su kaynaklarına yapılan müdahalelerin durdurulması ve ÇED süreçlerinde balık türlerinin bilimsel verilerle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladık.
Salda Gölü ve yakınları 1989 yılında Doğal Sit Alanı, 2019 yılında ise Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edildi. Bununla birlikte kapalı havzanın doğal sınırları, idari koruma sınırlarından daha geniş. Havza içerisindeki su kullanımı, barajlar, taş ocakları, turistik tesisler, yerleşimler ve yoğun insan faaliyetleri gölün tamamını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle Salda dişlisazancığının yaşaması, gölü besleyen su kaynaklarıyla birlikte bütün havzanın korunmasına bağlı.
2020 yılında Salda Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi’ni kapsayan imar planlarına ve Millet Bahçesi projesine karşı göldeki yaşamı savunduk. Yapılaşmanın gölün yapısına, kıyı ekosistemlerine ve Salda dişlisazancığının tek yaşam alanına vereceği zarara dikkat çektik. Salda Gölü’nde yapılaşmanın, yoğun ziyaretçi kullanımının ve yüksek sesli kitlesel etkinliklerin sınırlandırılması gerektiğini belirttik. Gölün biyolojik ve kültürel çeşitliliğinin devamı için havzadaki yıkıcı projelerin karşısında olacağımızı açıkladık. 2023 yılında, iç su balıklarını da kapsayan Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları Envanteri’ni güncelleme çalışmalarına başladık. Çalışmayla türlerin yaşadığı alanların sınırlarını, güncel durumunu ve karşı karşıya kaldığı tehditleri yeni verilerle değerlendirmeyi hedefliyoruz.
Salda dişlisazancığının korunması, göle ulaşan suların, kıyıların ve havzadaki bütün canlıların birlikte korunmasını gerektiriyor. Dünyada yalnızca Salda Gölü’nde yaşayan bu türün gidebileceği başka bir göl bulunmuyor.