Bozayıların ve yaşam alanlarının korunması için 2006’dan bu yana farklı dönemlerde araştırma, uygulama, farkındalık ve savunuculuk çalışmaları yürütüyoruz. Karadeniz’de insan–ayı karşılaşmasını azaltan örnek uygulamalar gerçekleştiriyoruz. Bozayıların avlanmasına ve yaşam alanlarının parçalanmasına karşı mücadele ediyoruz. İnsan güvenliğiyle bozayıların yaşam hakkını birlikte gözeten, bilimsel ve yaşatmayı esas alan çözümlerin yaygınlaşmasını savunuyoruz.

Bozayıların ve yaşam alanlarının korunması için 2006’dan bu yana farklı dönemlerde araştırma, uygulama, farkındalık ve savunuculuk çalışmaları yürütüyoruz. Karadeniz’de insan–ayı karşılaşmasını azaltan örnek uygulamalar gerçekleştiriyoruz. Bozayıların avlanmasına ve yaşam alanlarının parçalanmasına karşı mücadele ediyoruz. İnsan güvenliğiyle bozayıların yaşam hakkını birlikte gözeten, bilimsel ve yaşatmayı esas alan çözümlerin yaygınlaşmasını savunuyoruz.
Bozayılar (Ursus arctos), beslenme alışkanlıkları ve yaşam biçimleriyle sağlıklı ekosistemlerin göstergelerinden biri. Hem hayvansal hem de bitkisel besinlerle beslenen bozayılar, doğal dengenin ve ekolojik süreçlerin devamına katkı sağlıyor. Türkiye’de ağırlıklı olarak Karadeniz ve Doğu Anadolu’da; daha küçük popülasyonlar halinde ise Ege ve Akdeniz bölgelerinde yaşıyorlar. 2018 yılında uzmanlarımızın çalışmasına göre Türkiye’deki bozayı nüfusunun en fazla 4 bin birey olduğu yönündeydi. Bozayılar ulusal mevzuat ve Bern Sözleşmesi kapsamında korunmasına rağmen plansız yapılaşma, yol, baraj, HES ve maden projeleri nedeniyle yaşam alanlarını ve besin kaynaklarını kaybediyor. Bu kayıp, bozayılarla insanların karşılaşma olasılığını artırıyor.
Çalışmalarımız
2006–2010 yılları arasında yürüttüğümüz çalışmalarla, bozayıların yaşam alanı kaybı nedeniyle ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu ortaya koyduk. Dünya Hayvanları Koruma Derneği (WSPA) ile birlikte insan–ayı karşılaşmasını azaltmaya yönelik örnek uygulamalar gerçekleştirdik. Rize İkizdere ve Artvin Yusufeli’nde arıcıların kovanlarını korumak amacıyla dayanıklı malzemelerden, yerden üç metre yüksekliğinde arı platformları kurduk. Böylece arı kovanlarının bozayılar tarafından zarar görmesini önleyen ve ayıları yaşatmaya dayalı çözümler geliştirdik.
2009 yılında WSPA ve İnsan–Ayı Çatışması Çalışma Grubu tarafından hazırlanan “İnsan–Ayı Çatışmasını Azaltmanın İlkeleri” isimli uluslararası rehberin hazırlanmasına katkı sunduk. Rehberde yerel halkın çalışmalara katılması, ayıları yerleşimlere çeken yiyecek ve atıkların ortadan kaldırılması, elektrikli çitler ve koruyucu platformlar gibi fiziksel önlemlerin kullanılması, yaşam alanlarının korunması ve uygulamaların düzenli olarak izlenmesi öneriliyor.
2015 yılında Artvin, Kastamonu, Giresun ve Sinop’ta 15 bozayının avlatılması kararına karşı çıkarak uygulamanın ulusal mevzuata ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu açıkladık. 2021 yılında ise ayı ve kurt gibi koruma altındaki türlerin “zararlı” kabul edilerek öldürülmesinin önünü açan yönetmelik değişikliğine karşı 234 sivil toplum kuruluşuyla birlikte mücadele ettik. İnsan–yaban hayatı çatışmasının korunan alanlar, ekolojik koridorlar, türe özgü çit sistemleri ve tazmin mekanizmalarıyla azaltılması gerektiğini savunduk.
2022 yılında söz konusu yönetmelik değişikliğinin yürütmesinin durdurulması ve ilgili maddelerin iptali için Danıştay’da dava açtık. Dava dilekçisini, benzer hukuki mücadelelerde kullanılabilmesi ve yaban hayvanlarının yaşam hakkının birlikte savunulabilmesi amacıyla kamuoyunun erişimine açtık.
Ortaklarımız ve işbirliği yaptığımız kurumlar
Dünya Hayvanları Koruma Derneği (WSPA), İnsan–Ayı Çatışması Çalışma Grubu, yerel arıcılar ve topluluklar, hukuk danışmanları, gönüllü hukukçular ve birlikte hareket ettiğimiz sivil toplum kuruluşları.